Odamdayım. Satranç taşları dağınık aynanın önündeki satranç takımında, canımı sıkıyor bu manzara. Gözüm onun yanındaki mavi gitara takılıyor,derken yığınlar halindeki kitaplarıma. Sanki odadaki eşyalar...
Basit şeyleri karmaşıklaştıran da biziz sonrasında bu karmaşa neticesinde yaşanan acıdan içten içe haz duyan da, garipsin insan. En yakın örnekse...
'Mutluluğa erken rezervasyon' ilanını okuduk önünden geçtiğimiz dükkanın camekanında. Mutsuzluğumun sebebini anladım dedim. Mutluluğun rezervasyonunu yaptırmadığım için kendime yer bulamadım mutlulukta. Bir süre sessizlikten sonra tekrar...
Kadının mimiklerini ezberlemişti adam. Gözlerini devirişini, dudak kıvırmaları, elini çenesine koyup düşünmesini, gözlerini bazen şaşkın bir ifadeyle kocaman açışını, gülümseyişini, yarım gülümsemlerini, dudaklarını sarkıtıp mutsuz...
Hayallerimi kırdın hunharca. Yine de sana kıyamıyorum işte... O kırdığın hayallerimin üzerinde, Çıplak ayaklarınla yürüme, Yürüme çocuk. Ayaklarına batmasın hayallerim, Kanın akmasın üzerlerine, İstemem